kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2016'da Neler Okudum?

Merhaba,
Bu sene okuma konusunda bir öncekine göre daha başarılıydım. Hamilelikte bol bol okuma fırsatı bulacağımı düşünmüştüm ama kitap görmek bile midemin bulanmasına sebep olduğu için neredeyse hiç kitap okuyamamıştım. Efe doğduktan kısa bir süre sonra yükselmeye başlamıştı okuma hızım ta ki ayaklanıp peşinden ayrılamama durumuna gelene kadar. Artık sadece o uyuduğu zaman okuyabiliyorum. Yani gün içinde 1 saat, öğle uykusundayken, o da şanslıysam, çünkü bazen yarım saat uyuyor, ve de acil yapılacak bir iş yoksa. Bir de akşamları uyuduktan sonra, tabi o zaman da halim kalırsa.

Neyse...


Çocukluğumdan beri et seven bir insan değilim. Bu zamana kadar yemek zorunda olduğuma inandırıldım. Kan değerlerimin düşük olması da üzerimdeki baskıyı arttırmalarına yardımcı oldu. Hiç anlatamadım bana zorla yedirdikleri etin bir faydası olmayacağını. 
Bu bayram her şeyi göze alıp yemeyeceğimi söyledim. Özellikle de bayramın ilk gününün Hayvanları Koruma Günü'ne denk gelmesi hayatımdan eti tamamen çıkarma kararı almamda epey etkili oldu. Artık et yemeyeceğimi söylediğimde verdikleri tepki inanılmazdı. Masalarına bir uzaylı otursa bu kadar şaşırırlardı herhalde. Tehtitler de cabası...Bak çocuğun olmaz sonra. Çocuğun sağlıklı doğmaz, çocuğun şöyle olur, böyle olur...Sanki bu dünyaya sadece et yemek ve çocuk doğurmak için geldik. Neden saygı duymak bu kadar zor anlamış değilim. Neyse...

Kitap Ağacı İzmir Buluşması

Ah kitap...
Sen ne güzel şeysin...
Sen nelere kadirsin...
Ne güzelliklere vesilesin öyle...

Kitap aşkımı bilmeyen yoktur herhalde. Bir çocuğu nasıl oyuncakla, şekerle kandırabilirseniz beni de kitapla öyle kandırabilirsiniz efendim :)

Ne Olacak Benim Bu Halim?

Herkese merhaba,
Bugün pazartesi ve ben artık pazartesileri sevmeye karar verdim. Ne o öyle her hafta başı depresyon, bıktım valla!
İşse iş, uykusuzluksa uykusuzluk, sıcaksa sıcak...Ne çok söyleniyoruz yaa yeter. Şehir insanı şımarıklığı bu vallahi. Şu yaşıma geldim, hiç işten güçten şikayet eden köy insanına rastlamadım ki onların yaptığı işin yanında bizimkiler devede kulak kalır. O yüzden saçmalamayı bırakalım ve işimize bakalım, nefes aldığımıza şükredelim ve hayatın tadını çıkaralım.

Kitap mı Ayakkabı mı?

Bazı kadınların (doğrusu: neredeyse tüm kadınların ) ayakkabı alma hastalığı vardır. Aldıkları ayakkabıların bir çoğunu belki hayatları boyunca hiç giymezler, bir gün lazım olur diye alır bir köşede unutulmaya terk ederler. Ben bunlara ayakkabı manyakları diyorum.
Bazı kadınların da kitap alma hastalığı vardır. Bu kadınlar evde okunmayı bekleyen kitapların varlığını hiçe sayarak yeni kitaplar almaya devam ederler. Onlar için dış görünüşlerinden ziyade beyinlerinin içi önemlidir. Giydiği ayakkabının markasını, modelini, eskimişliğini önemsemezler. Önemli olan ruhu beslemektir. Bunlara da kitap manyakları diyorum.
(Hem kitap hem de ayakkabı manyağı olanları tenzih ederim)
Şimdi bu manyakgillerin özelliklerini yazalım:

Cuma Mutluluğu # 2


Bu resimdeki güzelliği fark edebilecek misiniz bakalım...
Bahçe güzelleri bunlar, tazecik, körpecik...
Bu sevimlinin üç tane de kardeşi var. Daha geçen yaz bunları dünyaya getiren Beyaz'ın kendisi yavruydu. Ne ara büyüdü de dört tane yavrucağı oldu. 
Her sabah evden çıkmadan ve akşam işten eve döner dönmez camı açıp sayım yapıyoruz, eksik varsa çıkıp arıyoruz. Geçen hafta sonu bir tanesi tel örgülerle çevrili bir bahçeye girmiş nasıl girdiyse, tuttum ensesinden getirip koydum annesinin yanına. Dün de bir tanesi yoktu piyasada, o kadar aradık bulamadık, neyse ki sabah içtimasında sayı dörttü de içimiz rahatladı :)

Gece Gece Pazarlık


Dün akşam biraz erken yatalım da sabaha uykumuzu almış olarak kalkalım dedik. Bıdıkları da lazerle oynatarak iyice bir yorduk ki bize bulaşmasınlar, kapımızın önünde ağlamasınlar.
Neyse, pijamalar giyildi, dişler fırçalandı, yorgun bedenler yatağa bırakıldı, uykuya dalış anı beklendi, beklendi, beklendi...Gelmedi...
Salonda otururken yarı uyuklar vaziyette olan gözler cin gibi açıldı, hava da sıcak bir yandan, sağa dön yok, sola dön yok. Böyle durumlarda benim de çenem düşer, nerede alakasız konu var aklıma gelir, insanın uykusu hepten kaçar.

Hafta Sonları Ne Kadar Çabuk Geçiyor Değil mi?

Bütün hafta uykusuzluk çektiğim için cumartesi doya doya uyuma hayallerim vardı benim, ama evde iki adet kurulum gerektirmeyen çalar saat olduğunu unutmuşum. Sağolsun kızlar cumartesi demediler, pazar demediler, anne babamız biraz uyusun dinlensin demediler, bizi yataktan çıkarmayı başarana kadar kapının önünde mıyıkladılar da mıyıkladılar. Sabahın 7 buçuğunda bizi ayağa diktiler. Hayır kalktık da ne oldu?
Tek dertleri bizi uyandırmakmış meğer, bizi uyandırıp normal hayatlarına geri döndüler...
Ama kendileri bütün gün uyudular, kedi değiller mi?

Fuar Notlarım-2

Hep satacak değilim ya biraz da alayım dedim ve 23 nisanın tatil olmasını fırsat bilip fuara koştum. Öğlen 12-13 arası fuarda olmama rağmen müthiş bir kalabalık vardı. Bu beni yıldırmadı tabi ki, aksine o kalabalığın içinde kitaplara bakmak çok daha eğlenceliydi.
Fuar başlamadan önce o kadar tatava yaptım, fikirler aldım, listeler hazırladım, ama kitapların içine dalınca liste miste uçtu tabi. Fuardan çıkarken "eee liste?" dedim, eşim "yok liste miste, önce bu aldıklarını oku" dedi, ben de süt dökmüş kedi misali sessiz sessiz yürüdüm :)
Bir de şu var ki, fuardan indirimli aldığımı sandığım kitapların bazıları nette çok daha ucuzmuş, bu da listeye uymamanınn cezası olsa gerek :) Olsun, kitaba verdiğim paralara hiç acımam doğrusu...

Fuar Notlarım-1

Malumunuz 19-20 Nisanda Tuyap 19. İzmir Kitap Fuarı'nda Altın Kitaplar'ın standında görevliydim. Sabah 10.30 da başlayan mesaim akşam 19.00'a kadar aralıksız sürdü. Bir ara sadece yemek molası verdim o kadar.
Hayatımda çalışmaktan, yorulmaktan keyif alacağım başka bir iş olamazdı herhalde.
Kitap okumayı seven bir insanın kitap okumayı sevenlere kitap satması.
Kitap fuarına birbirinden farklı yüzlerce insan geliyor, ama hepsinin ortak bir noktası var...Kitaplar...


Tavsiyeleri Görelim Lütfen :)


Malumunuz bu hafta sonu 19. İzmir Kitap Fuarı kapılarını tüm kitap severlere açıyor. Ben her iki hafta sonu da Altın Kitaplar'ın standında çalışacağım, bu yüzden pek gezme şansım olmayacak. Ama ben bir çözüm buldum elbette ve kendime bir liste çıkarttım. Böylece almak istediğim kitapları hızlıca alacağım ve stantların arasında da kaybolmamış olacağım. 
Listemi hazırlarken yeni isimlere ağırlık verdim. Habire aynı yazarları okuyup duracağıma daha önce hiç okumadığım yazarlara yöneldim. Yayın evlerinin sitelerinden incelemeler yaptım. En sevdiğim yayın evleri Can ve Yapı Kredi.

Son Ada

Bir ada düşünün, gözlerden uzak... 
Bir avuç insanın sessiz sakin, kardeşçe, huzur ve mutlulukla bir arada yaşadığı bir ada...
Haftada bir kez adaya yanaşıp ihtiyaçları karşılayan bir tekne...
Tüm gözlerden uzak, hiçbir kötülüğün ayak basmadığı, kimsenin kimseyi hor görmediği bir ada...
Hayatın tüm koşturmacasından arınmış, siyasetin, kadın cinayetlerinin, çocuk kaçırılmalarının, terörün, hırsızlığın adının bile geçmediği bir ada...
Adada yetişen çok değerli bir fıstık türünün toplanıp satılmasıyla elde edilen paranın ada sakinlerince paylaşılıp gül gibi geçinildiği bir ada...

Kitap Pazarlığı


Küçükken başladı bende
kitap için pazarlık yapma sevdası...

Yanlış anlamayın, parası konusunda değil benim pazarlığım, sayısı konusunda...
İlk okula giderken ben de her çocuk gibi oyuna meraklıydım, sokağa, arkadaşlara, koşturmacaya...
Evde de sürekli elinde kitap, gözünde gözlük, yanında çayı, keçi sakallı bir baba figürü...entel dantel :)
Babalar hep ister ki, çocukları da kendisi gibi olsun...
Ama daha küçüğüm tabii, bakıyorum babamın okuduğu kitaplara, hiçbir şey anlamıyorum...

BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ-Khaled Hosseini


"Bu kentin ne çatılarını ışıldatan ayları sayabilirsin,
Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi..." 
(Saib-i Tebrizi)


Yılanların Öcü-Fakir Baykurt



Baykurt' un 1954 yılında tamamen köy diliyle yazdığı bu kitap zamanın bürokratları tarafından müstehcen bulunmuş ve bu sebepten 1959 yılında öğretmenlik görevinden uzaklaştırılan Bayburt hakkında soruşturma açılmış. Kitabı okumadan önce bunu öğrendiğimde çok merak ettim doğrusu, o yılların müstehcenlik anlayışını ve kitabı okuduktan sonra da şaştım kaldım. demek ki o zamanın bürokratları şimdi yaşasalar piyasada kitap bulamayacaktık. Gerçi onlara pek de ihtiyaç yok ya...

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört-George Orwell


Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, 2014 yılında okuyup bitirdiğim ilk kitap. Kitabı okurken tam 18 farklı noktaya işaret koymuşum, ki atladığım bir çok yer var daha. Ders kitabı niteliğinde. Hem bir solukta okunuyor, hem de sindirilmesi gerekiyor. 
İlk kez 8 Haziran 1949'da basılan kitap 1950'de Josef Stalin tarafından kendi iktidarının hicvedildiği gerekçesiyle SSCB'de yasaklanmış.
Bu kitap Celal Üster'in çevirisiyle Can Yayınları' ndan çıkmış, çevirisi çok iyiydi, anlaşılmayan tek nokta yoktu diyebilirim.