Bi Merhaba

Uzun zaman oldu sevgili blog. Hayat tüm hızıyla akıp gidiyor. Ve ben çok şey yapmak istiyorum, ama hiç bir şey yapamıyorum. Daha doğrusu "yapmıyorum". Her şeye bir bahanem var. Sanki üzerimde ölü toprağı var. Ah bi kendime gelebilsem.
Biraz enerjiye ve motivasyona ihtiyacım var. Sizde fazla varsa bana da yollayabilir misiniz lütfen?

Diriliş/Nisan'da Okuduklarım/Nisan'ın ikinci Kazananı

Nisan da bitti. Yaz mevsimine son bir ay kaldı ve biz sıcaklardan yakınmaya başladık bile. Üstelik çok değil, bir hafta önce havalar ısınsa artık diye isyan eden biz değilmişiz gibi :)

Dün direksiyon sınavı vardı. Son ana kadar çok rahat olduğumu düşünüyordum, ama sınav yerine gittiğimde oldukça stresli olduğumu fark ettim. Hocalar gözümü baya korkutmuştu. İşin aslı hiç de öyle değilmiş. Direksiyonun başına geçtikten sonra ne stres kaldı ne heyecan. Zaten komisyondaki hocalar da çok rahattı. Sohbet ede ede parkuru tamamladık. Çoğu yerde de yapmam gerekenleri onlar söyledi, buna bir anlam veremedim, o da ayrı mesele. Neyse haticeye değil neticeye bakalım. Ehliyeti aldım mı aldım. Buradan kendimi tebrik ediyorum :)

Göğü Delen Adam


"Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir.
Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti.
Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik.
O, göğü delip geçmişti."

Parklar Ve Çocuklar

Havalar ısınmaya karar verdiyse biz de yavaş yavaş park gezmelerine başlayabiliriz artık.
Oturduğumuz semtte ne yazık ki çok güzel parklar yok. Genellikle eve en yakın olan parkı tercih ediyoruz, ama o da okulun hemen yanında olduğu için ilk okul çocukları tarafından işgal ediliyor. Düzgün bir şekilde oynasalar sorun yok da, çocuklar enerji patlaması mı yaşıyorlar nedir, kaydırakların tepelerine çıkıyorlar, kaydıraklardan kaymak yerine aşağıdan yukarıya tırmanıyorlar, dikkatsizce koşturuyorlar. Haliyle henüz kendine dikkat etme becerisi gelişmemiş olan küçük bir çocuk için de tehlikeli oluyor.

Haftanın Çetelesi

Karla karışık yağmurlu bir pazar gününden herkese merhaba!
İki hafta önce pazar günleri haftanın çetelesi serisini başlatmıştım ama geçen hafta referandum telaşından gümbürtüye gitti. Bu hafta da gidebilirdi, zira Efe yüzünden uykusuz geçen bir gece ve kargalarla birlikte yapılan bir kahvaltı nedeniyle zombi gibiydim. Ancak Efe'nin babasının kucağında çizgi film izlerken sızması, bunun üzerine içtiğim koca bir fincan keyif kahvesi beni biraz toparladı.