9 Ekim 2014 Perşembe

Neyse...


Çocukluğumdan beri et seven bir insan değilim. Bu zamana kadar yemek zorunda olduğuma inandırıldım. Kan değerlerimin düşük olması da üzerimdeki baskıyı arttırmalarına yardımcı oldu. Hiç anlatamadım bana zorla yedirdikleri etin bir faydası olmayacağını. 
Bu bayram her şeyi göze alıp yemeyeceğimi söyledim. Özellikle de bayramın ilk gününün Hayvanları Koruma Günü'ne denk gelmesi hayatımdan eti tamamen çıkarma kararı almamda epey etkili oldu. Artık et yemeyeceğimi söylediğimde verdikleri tepki inanılmazdı. Masalarına bir uzaylı otursa bu kadar şaşırırlardı herhalde. Tehtitler de cabası...Bak çocuğun olmaz sonra. Çocuğun sağlıklı doğmaz, çocuğun şöyle olur, böyle olur...Sanki bu dünyaya sadece et yemek ve çocuk doğurmak için geldik. Neden saygı duymak bu kadar zor anlamış değilim. Neyse...


Normalde tatilleri çok severdim, ama bir süredir aramız pek iyi değil. Her şeyden önce artık kızlarım var ve onları bırakıp gitmek çok zor. Aklım sürekli onlarda. Özlüyorum, endişeleniyorum. Sürekli fotoğraflarına bakıp duruyorum. Bir de evimden ayrılmak istemiyorum. Tatillerde insanlar dinlenmeli, eğlenmeli bence. Ama bizim tatiller hep yollarda geçiyor. Üstelik yarısı eşimin memleketinde yarısı benimkinde. Tamam ailelerimizi özlüyoruz, görmek istiyoruz ama aynı zamanda yoruluyoruz, hem ruhen hem de bedenen. Buna bir çare bulmak lazım. Neyse...

Bu tatil boyunca yollarda ve bulduğum boş zamanlarda iki kitap okudum; "Selanik'te Sonbahar" ve "Gözlerini Kaçırma".


"Selanik'te Sonbahar"ın ilginç bir hikayesi var. Romanın kahramanları bir kadın ve bir adam, asıl olay bu ikisinin etrafında gelişiyor ama geri planda öyle bir şey var ki, insanın kanını donduran cinsten. Şöyle ki, kahramanımız olan adamın hayatı eline geçen aile yadigarı bir takım mektupların da etkisiyle değişiyor. Günlük niteliğinde olan bu mektupları kim yazmış dersiniz? Mustafa Kemal...Ama Atatürk değil. Çünkü Mustafa Kemal Bandırma Vapuru'na binmek üzere evinden çıktığında bir suikasta uğruyor ve tekerlekli sandalyeye mahkum kalıyor. Ve olaylar Amerikan mandasındaki Osmanlı Devleti'nde geçiyor. 


"Gözlerini Kaçırma" ise üç kuşak üzerinden anneliği sorgulayan bir roman. Babasız çocuk dünyaya getiren bir kadının kendi çocukluğundan başlayıp annesini, annesinin çocukluğunu düşünüp anneannesini sorguladığı, anlamaya çalıştığı, onlar gibi olmamak için çabaladığı bir hayatı anlatıyor. Annelik duygusunun içten gelen bir duygu mu yoksa dışarıdan öğrenilen ya da dayatılan bir bir duygu mu olduğunu sorguluyor. Hayatını tamamen çocuğuna adayıp kendisini her şeyden ve herkesten soyutlayan kadınlar da var, çocuğunu kendi hayatını yaşamanın önünde bir engel gibi görenler de...                                                                        



20 yorum:

  1. Kutluyorum seni Burcu'm, et yemek zorunda değiliz, kan değerlerin konusunda demir hapı, b12 hapı veya dodex iğnesi alabiirsin. Hiç de et yemek zorunda değiliz. :)
    Selanik'te Sonbahar çok ilginçmiş gerçekten de, Atatürk olmasaydı nasıl bir Türkiye'de yaşayacaktık sorusuna cevap veriyor sanırım. Okumalı...
    sevglier :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Müjde ablacım :)
      Kan değerlerimi yükseltmek için zaten ilaç kullanıyorum, doktor gerekli görürse iğne de olur, sorun değil.
      Kitapta Türkiye'nin nasıl olacağı üzerinde çok durmamış ama az çok anlaşılıyor. Beni en çok etkileyen kısım Mustafa Kemal'in yazdığı mektuplar oldu.
      Sevgiler...

      Sil
  2. Kararın için tebrik ediyorum seni. Çok sevindim. İnsan hayatında düşündüğü şeylerle, yaptığı şeyler arasında bir uyum olunca çok daha huzurlu oluyor. Hayvanları bu kadar severken neden bazılarını yiyip, bazılarıyla beraber uyuyor, çocuğumuz gibi seviyor, özlüyoruz? Hayvanseverlik değil bazılarının ki, kediseverlik ya da köpekseverlik denilebilir ancak. O çok sevdiğimiz köpekleri de bir güzel yiyor Çinliler. Neyse, bu konuya girince susmak bilmiyorum ben. Kısacası, çok sevindim.
    Bayramda yollarda sürünmek konusunu birebir yaşıyorum. Aynı sizin gibi, yarısı eşimin yarısı kendi ailemin yanında geçiriyoruz bayramları. Bayram, tatil değil benim açımdan. Daha beter yorgunluk. O yüzden bayramları hiç sevmiyorum :) Ne yapayım ya, sevmiyorum. Zaten kurban mevzuunu hiç açmamayım, yazıyorum sürekli blogda.
    Ben de Erteleme Sanatı'nı okuyabildim bayramda. Yazıcam umarım, inşallah, belki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle artık daha huzurluyum :)
      Ben de sevmiyorum bayramları, hele de zorunlu ziyaretleri. Yalnızlık, sessizlik, sakinlik istiyorum. Kedi, kitap, kahve yeter de artar bile :)
      Erteleme Sanatı'nı ben de okuyacağım, bir de Tembellik Hakkı'nı :)
      Ama sen inşallahı maşallahı bırak da yaz lütfen :)

      Sil
  3. Biz Türk milleti ne zaman biri bir karar alsa illa ki muhalefet oluruz. Nedense kendimize göre kararlar almak hep zordur. Saygı duymak bile zor gelir, illa ki o burun sokulacak. Doğru yada yanlış sonuçta senin kararın bu.
    Ben vejetaryen değilim ama sana yeni kararını başarıyla uygulaman için şans diliyorum :)
    Kitaplarda ilgi çekici, not aldım listeme :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Millet olarak muhalefette birinciyiz ama iktidar olmakta sıkıntılıyız nedense :)
      Neyse ki artık "bana ne" ve "sana ne" sözlerini lügatıma eklemiş bulunmaktayım, isteyen istediği kadar karışsın, soksun burnunu bana ne :))
      İyi dileklerin için teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Neden insanlar bir tek kendileri düşünebiliyormuş gibi davranırlar ki hiç anlamam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de anlamıyorum valla Handan. ..ama herkes en akıllı olduğunu düşünüyor nedense. ..

      Sil
  5. yaw ben çok yedim. Şimdi pişman olduk bak :( 2 kitabıda okumuştum.Gerçekten hoş kitaplar. Paylaştığın için teşekkür ederim ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben teşekkür ederim yorumun için :)
      Not: Son pişmanlık neye yarar Emrah :) (şaka şaka :)

      Sil
  6. Bir bayram sizin ailenize diğer bayram eşinizin ailesine gitmeniz belki yolculuk sayısını düşürür :)) bizim aileler aynı şehirde olduğu için o açıdan şanslıyız biz farklı bir şehirdeyiz 5saatlik yolculukla işi çözüyoruz ama bazen bu bayramda evimşzde otursak ayaklarımızı uzatsakta pijama terlik tv yapsak diye hayaller kurmuyor değilim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin durum iyiymiş :)
      Biz her bayram her iki aileyi de görmek istediğimiz için olmuyor işte öyle, aslında en iyisi pijama, terlik, tv ama o hiç olmuyor malesef :)

      Sil
  7. Kurban bayramlarında hep mutsuz olurum ben de ama genelde ortam bozan insan olarak nitelendirirler kendi kararını uygula nasıl olsa herkes alışacak;)
    Bu arada mimlendin:)
    http://keyfiikahvee.blogspot.com.tr/2014/10/2015den-bekliyorum-mim.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mim için teşekkür ederim Aylin :)
      Bu arada yeni bloguna izleyiciler kısmı eklersen takip etmemiz kolaylaşır, sevgiler :)

      Sil
    2. Blogumun üst sol köşesinde izleyiciler kısmı var görünmüyormu acaba? Kahveciler başlıklı

      Sil
    3. Gördüm gördüm :)
      Katıldım ben de kahvecilerin arasına :)

      Sil
  8. kararın hayırlı olsun , kesinlikle bir etsever olarak tebrik ederim , ben ne ottan ne etten geçemeyenler gurubuna giriyorum sanırım , ama böyle bir karar oldukça cesur bir hareket .Kutlarım.Her iki kitabı da ne yazık ki okumadım , Kiremitçiye mola verdim ama Zileliyi not aldım , bakalım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :)
      Tuna Kiremitçi'ye ben de uzun bir süre ara vermiştim, bu kitapla dönüş yapmış oldum. Zileli'nin tarzını ve feminen ruhunu sevdim. İlk romanı "Eşik" ödül almış, asıl onu merak ediyorum :)

      Sil
  9. Çok mutlu oldum senin adına! Ben de gururla söyleyebilirim ki 1.5 aydır et yemiyorum :)) Çok mutluyum, çok huzurluyum... Öncesinde hep vizdan azabıyla, hep ağızımda büyüyen lokmalarla geçti ömrüm...

    Hayatımda ise hiçbir şey değişmedi, zaten et yemiyormuşum aslında... Eşim de evde et yemiyor, dışarıda ise yediği et oranını çok azalttı. Bu nedenle de artık evimize et alınmıyor ve pişmiyor. Misafirlere de aynı kurallar geçerli tabi ;)

    Vitamin eksiklikleri konusunda ise internette sıkı bir araştırma yapmanı tavsiye ediyorum. Hiç tahmin etmediğin sebze, meyve ve tahıllarda çok acayip vitaminler var. Hepsini dengeli ve düzenli tüketmek her eksikliğin çaresi.

    ♥♥♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle, değişen hiçbir şey olmuyor. Yediğimiz azıcık etin zaten bir faydası olmuyordu, en azından şimdi eksikleri tamamlamak konusunda daha bilinçli davranacağımız için faydası bile olacak et yememenin bence :) Yemek isteyenler de bir zahmet dışarıda yesinler :)

      Sil