Parklar Ve Çocuklar

Havalar ısınmaya karar verdiyse biz de yavaş yavaş park gezmelerine başlayabiliriz artık.
Oturduğumuz semtte ne yazık ki çok güzel parklar yok. Genellikle eve en yakın olan parkı tercih ediyoruz, ama o da okulun hemen yanında olduğu için ilk okul çocukları tarafından işgal ediliyor. Düzgün bir şekilde oynasalar sorun yok da, çocuklar enerji patlaması mı yaşıyorlar nedir, kaydırakların tepelerine çıkıyorlar, kaydıraklardan kaymak yerine aşağıdan yukarıya tırmanıyorlar, dikkatsizce koşturuyorlar. Haliyle henüz kendine dikkat etme becerisi gelişmemiş olan küçük bir çocuk için de tehlikeli oluyor.

Eğer yürümeyi göze alabilirsem biraz daha uzakta, benim de çocukluğumun geçtiği bir park var, oraya gidiyoruz. Orada bebekler için ayrı bir yer var, nispeten daha sakin oluyor, ama oranın da kötü yanı, ağaçlar nedeniyle gölgede kalması. Gerçi havalar ısınınca daha iyi oluyor, o yüzden sorun yok, tamam.

Bazen de yürüyerek gidemeyeceğimiz uzaklıkta bir parkı tercih ediyoruz, ki en güzeli orası, oraya da mecburen taksi ile gidiyoruz. Biraz oynadıktan sonra da parkın yakınında bulunan avm ye gidiyoruz. İşte bu da benim çakallığım. Parkta yorulan Efe'yi avm girişinde kiralanan arabalardan birine yerleştiriyorum ve hemen kitapçıya koşuyorum. Efe kendi çapında eğlenirken ben de kitaplara bakıyorum, almayacak olsam bile, ki şimdiye kadar boş çıkmadım, bir tane bile olsa illaki alırım :)


Konu nereden nereye geldi, ben aslında ne anlatacaktım. Hah, hatırladım. Parklarda tanıştığım değişik annelerden bahsedecektim.

Normalde Efe ile ilgilenmekten diğer annelerle sohbet etme şansım pek olmuyor ama eğer salıncaktaysak ve diğer salıncakta da çocuğunu sallayan bir anne varsa, sohbet etmek kaçınılmaz oluyor. "Kaç aylık" sorusuyla başlayan muhabbetler "kardeş şart" a kadar gidiyor.

Beni en çok gıcık eden anne kişisinden bahsedeceğim önce. Kadının çok tatlı bir kızı var, 2,5 yaşında. Minik, narin, yeşil gözlü, su gibi bir çocuk, maşallah. Annesi onun için "kendi küçük, derdi büyük" diyor. Böbrek hastasıymış. Diyalize giriyormuş çocuk. Geçenlerde de alerjik bronşit olmuştu, takır takır öksürüyordu. 4. çocuğuymuş kadının. Kimseye tavsiye etmiyormuş 4 çocuk, 2 tane yetermiş. O aslında istememiş de kazara olmuş, çünkü kadının bir hastalığı varmış, o yüzden ilaç kullanamıyormuş. Zaten dünyada tek doğum kontrol yöntemi de ilaçtı. Dünyaya gelecek ruh varmış diye kendini haklı çıkarmaya çalışıyor bir de. Ne diyeyim...

Bir defasında Efe spor aletlerinin olduğu tarafta oynarken, başka bir çocuk daha vardı. Annesinin çantasından bir şeyler alıp yedi, sonra Efe'ye de getirip uzattı. Baktım, patlamış mısır. Efe henüz yiyemiyor diye ben alıp yedim, teşekkür ettim. Biraz uzakta oturan annesine de teşekkür ettim ve böylece mecburi sohbetimiz başlamış oldu. Onun oğlu 3 yaşındaymış. Nasıl da hareketli, yerinde duramayan bir çocuktu. Bir ara gelip annesinin çantasından oyuncak tabancalar aldı, birini de Efe'ye uzattı. Efe ilk defa gördüğü tabancayı ne yapacağını bilemedi, çocuk geri alana kadar öylece tuttu elinde, baktı kaldı. Annesi oğlunun silahlara çok düşkün olduğunu söyledi. Kimseyi yargılamak haddime değil, sadece "neden acaba?" diye sordum kadına. "Arka Sokaklar"ı çok izliyor, ondan mıdır nedir dedi. Bir çocuğa baktım, bir annesine, bir de tabancalara, sonra Efe'ye dedim, hadi annecim biraz da salıncağa binelim ve hemen oradan uzaklaştım. Ben Efe'ye baby tv izlettiğim için vicdan azabı çekerken, bazı anneler minicik yavrularına neler izletiyor diye epeyce düşündüm. Yapacak bir şey yok...

Böyle işte.

Pazar günü Belle'nin Kütüphanesi çocuklarla ilgili çok güzel bir paylaşım yapmıştı, "Edebiyatta Çocuklar İçin Söylenmiş Güzel Sözler" başlığıyla. Okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. Orada çok beğendiğim bir söz vardı, buraya yazmak istiyorum: 

"Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir." (Mustafa Kemal Atatürk)

20 yorum:

  1. Merhaba! :)

    Bir konu hakkında "Tamam bununla ilgili yorum yapayım." diye düşünüyordum ki sonra başka bir şey çıktı, ardından bir başkası... Böylece yazının sonuna geldim. Üzerinde düşünülmesi gereken o kadar çok nokta var ki. Genel olarak böyle bir yazı yazdığınız için teşekkür etmekle yetineyim :)

    Güzel günler dilerim!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Engin Ergin,
      ben teşekkür ederim okuduğun ve yorumunu paylaştığın için.

      Sil
  2. Bir cocuga tabanca hediye etmek kadar sacma bir eylem olamaz.Ben erkekte olsa tavsiye etmiyorum.

    Evet parklarda öyleleri cok oluyor ama iki dakikalik sohbette kırmamak adına pek bise demiyorum. 😄 Yoksa neler neler derim.Madem yapmasaydin o cocuk zembillemi iniyor günahı ne.Zaten hastaymis bide utanmadan yüzüne bunlarimi diyosun.Bebekler bile herseyden anlarken omu anlamicak.Çok sinir bozucu gercekten.İnsnalarimiz çok duyarsız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annesi'nin Prenses'i,
      Maalesef duyarsızlık konusunda millet olarak dünya markasıyız, her konuda...

      Sil
  3. Yarının büyüklerini yetiştirirken dikkatli olmamız gerekiyor.Bazen olumsuz etkilenir diye parka götürmek bile istemiyorum. Gördükleri, duyduklarıyla öğretilenler çelişiyor maslesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebemkuşağı,
      çok haklısın, ama nereye kadar evde tutabiliriz ki...

      Sil
  4. Ne garip anneler var :O Çok güzel bir söz, severim ben de :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kağıt Salıncak,
      doğurduğu çocukları yol kenarlarına bırakıp gidenler yanında bunlar daha iyi kalıyor aslında...

      Sil
  5. Çakallığını çok sevdim bak :) Anneleri de arada şımartmak lazım diyorum ben bu duruma ;)

    Arka Sokaklara takıldım bak ben de şimdi... Hey allahım :(
    Neyse ben bişey demeyeceğim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şebnemcim,
      boşver sinirlenme sen :)

      Sil
  6. Bizde bugün güneşi görünce parka çıktık ama çok fena rüzgar olunca dönmek zorunda kaldık. O kadar özledim ki sıcak nemli yaprak kimildamayan yaz günlerini... Bu sene kış çok uzun sürdü.

    Sizin gidebilmenize sevindim ☺ ve kesinlikle çocuklara oyuncak silah alınmasına karşıyım nerde görsem kızarım haklısınız tepkinizde. Bizden ne görürlerse ona ozeniyorlar. Yediğimize ictigimize izledigimize ve agzimizdan cikarlara daha bir dikkat etmek gerekiyor ebeveyn olunca.
    Benim bloguma da beklerim,sevgiler 🌼

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eylülannesi,
      sıcak havaları biz de özledik valla.
      Oğlanı uyutur uyutmaz geliyorum bloğunuza :)

      Sil
  7. park maceralarıııı :) ama foto biricik :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler deep, sen de biriciksin :)

      Sil
  8. Güvenlik açısından çok iyi olmasa da daha güzel parklarda oynamıştım zamanında. Şimdikiler çok karmaşık geliyor. Annem de bu kıza kardeş yap cümlesinden çok çekmiştir.

    Yok, bizim ülke insanının çoğunda bilinç eksikliği var. Böyle olunca plansız programsız çocuklar dünyaya geliyor sonra kazara olmuş oluyor :/

    Son yazımın beğenilmesine sevindim, sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belle'nin Kütüphanesi,
      Dediğin çok doğru. Bizim insanımız birçok konuda şuursuzluk abidesi malesef.
      Son yazın çok güzeldi, beğenilmeyi fazlasıyla hakediyor. Sevgiler :)

      Sil
  9. Fotoğraf çok biricik, nasıl da büyüyor, o büyürken biz kaç parçaya ayrılıyoruz, tekrar birleşmeye çalışıyoruz, onlar büyürken bize neler oluyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayşe,
      bilmiyorum valla onlar büyürken bize neler oluyor :) ama her zaman süper şeyler olmadığı kesin :)

      Sil
  10. İnsanımız başkalarının hayatına karışmaya bayılıyor. Evliyim, çocuğum yok. Neredeyse konuştuğum herkes çocuk yapmam gerektiğini söylüyor. Tartışmamak için ılımlı cevap veriyoruz ama acaba terslesek mi diye düşünüyorum. Belki bir daha yapmazlar :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şule,
      çocuk yapınca da ikinciyi üçüncüyü soruyorlar. Burunlarını sokacak bir şey illa ki buluyorlar. He deyip geçmek en iyisi :)

      Sil