Göğü Delen Adam


"Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir.
Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti.
Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik.
O, göğü delip geçmişti."

Çok güzel bir kitap okudum. Kısacık ama dolu dolu. Okuyup kenara kaldırmak olmaz, arada açıp hatırlamak gerek. Zira hepimiz oldukça unutkanız.

Samoa'lı bir kabile reisi olan Tuivaii'nin konuşma metni olan bu kitap ilk kez 1920 yılında yayınlanmış ve çok ilgi görmüş. Düşünün neredeyse bir asır olmuş, hala okunuyor. Neden? Çünkü o günden bu güne insan denen varlıkta değişen ya da iyiye giden hiçbir şey yok. Tam aksine her şey daha da kötüleşerek korkunç bir sona doğru yaklaşıyor.

Issız adalarında kendi kendilerine yaşamakta olan Samoa yerlilerine ilk önce ışığı getirmiş beyaz adam. Sonra da kendi Tanrı'sını. Ve zamanla aslında Samoa halkının hiç de ihtiyaç duymadığı bir çok şeyi ona sunmaya başlamış ve karşılığında onun her şeyini sömürmüş. Samoa halkı Tanrı'nın yarattıkları hepimizindir diye düşündüğü için, başta bunu sadece "paylaşmak" sanmış, ama gün geçtikçe anlamış.

"Bize, ışığı getireceğinize inandırmıştınız, oysa sizin niyetiniz bizi de kendi karanlığınıza çekmekti!"

Bu kitapta, bir süre Avrupa'da bulunmuş bir kabile reisinin para, zaman, düşünmek, insan tarafından üretilen şeyler hakkındaki düşünceleri var. Ona göre insan, hayatı olduğu gibi kabul edip yaşamın tadını çıkartmak yerine kendini büyük yaratıcı ile yarıştırıyor ve onu geçebileceğini zannediyor. Sürekli bir şeyler üretme ve düşünme çabası içinde olan bu insanların gerçek yaşam için zamanı kalmıyor. Bu yüzden hep mutsuz, hep yorgun ve hep acelesi var diyor. Ve o, beyaz adamın sevdiği ve taptığı yegane şeyin "para" olduğunu söylüyor.

""Bu kadar çok parayı ne yapacaksın?" diye soracak olsan ,"Bu dünyada giyinmekten, açlığını ve susuzluğunu bastırmaktan başka ne istersin?" desen , söyleyecek söz bulamaz ya da "Daha çok para istiyorum, daha çok, daha çok." der. Böylece sen de paranın onu hasta ettiğini, bütün duyularını ele geçirdiğini anlarsın."

"Biz kardeşlerim, biz hepimiz yoksuluz. Bizim ülkemiz güneşin altındaki en yoksul ülke. Bizde öyle kutuları dolduracak kadar yuvarlak metal ve ağır kağıt bulunmaz. Bizler Papalagi'nin düşüncesine göre zavallı dilencileriz. Ama ben sizin gözlerinizi varlıklı efendinin gözleriyle karşılaştırdığımda, sizinkiler neşeyle, güçle, yaşamla, sağlıkla büyük bir ışık gibi parıldıyor, onunki ise sönük, solgun ve yorgun kalıyor. Sizin gözlerinizdeki parıltıyı yalnızca, henüz konuşmayı beceremeyen çocuklarda gördüm orada. Çünkü daha paradan haberleri yoktu. "

"Az 'şey'i olan kendine yoksul der ve üzülür. Bizim gibi, döşeği ve yemek kabından başka bir şeyi olmayıp da, gözleri bizim gibi parıldayan, şarkı söyleyen tek bir Papalagi yoktur."

"Papalagi, yuvarlak metali ve ağır kağıdı sever. Katledilmiş meyvelerin suyunu, domuz, sığır gibi korkunç hayvanların etini midesine indirmeyi sever. Ama, hepsinden çok sevdiği bir şey vardır ki, bunu elle tutmak mümkün değil: Zaman! Bu yüzden dünyanın patırtısını kopartır, saçma sapan konuşur durur. Güneşin doğuşuyla batışı arasında kullanmadığı hiçbir zaman kalmasa yine de yetmez Papalagi'ye."

"Tanrı'nın her şeyi kendi adaletli elinde tuttuğu yerde ne kavga olur ne de yokluk. Hilekar Papalagi, hiçbir şeyin Tanrı'ya ait olmadığı mavalını bize yutturmaya çalışır. 'Elinde tuttuğun her şey senindir!' Bu tür saçma sözlere kulaklarınızı tıkayın ve vicdanınıza sıkı sıkıya sarılın. Her şey Tanrı'nındır."

Kitapta altını çizdiğim o kadar çok ve güzel bölümler var ki, hepsini buraya yazamam. Ama size şunu tavsiye ederim, alın ve okuyun. (İnternet fiyatı 6,56 lira, mağazada 9 lira)
 

24 yorum:

  1. Güzel bir kitaba benziyor.Alıntılar hoşuma gitti.Okumak isterim en kısa zamanda.Emeğinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebemkuşağı,
      güzel bir kitaptı, tavsiye ederim :)

      Sil
  2. Ben de Kitap Eylemi sayesinde okumuştum, iyi ki oku demiş. Etkilemişti beni.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kağıt Salıncak,
      Ben de iyi ki okumuşum diyorum :)

      Sil
  3. Doğru karın doyurmak ve ve minderden başkasına gerek yok. Abla onlar öyle alışmış bizse hep daha iyi evlerde oturalım daha lüks yaşam sürelim daha hızlı arabalara binelim... Daha dahasını isteyen aç gözlü ama mutsuz insanlar olduk.Yerlilerin bizden daha mutlu oldukları kesin ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklu Hayat,
      Maalesef aç gözlüyüz, elimizdekiyle ya da daha da azıyla yetinmeyi bilmiyoruz. Gözümüz hep daha fazlasında, bu da bizi mutsuz ediyor işte...

      Sil
  4. Postkolonyal bir kitaba benziyor. Benim de denk gelip merak ettiğim bir kitap. Bu tarz şeyler okumayı seviyorsan ve okumadıysan "Türkü Söylüyor Otlar"'ı öneririm, çok güzel bir kitap. Bir de okumadım ama incelemelerini dinlediğim sevilen bir kitap olan "Parçalanma"'ya (Chinua Achebe) da bakmanı öneririm :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öneri Makinesi,
      tavsiyelerini dikkate alıcam. Notumu aldım :)

      Sil
  5. Bende severek okumuştum. Hatta kitabı e kitap olarak okudum diye satın almayı düşünüyorum.
    http://sapyadasaman.blogspot.com.tr/2016/10/gogu-delen-adam-eric-scheurmann.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acemi Blogger,
      ben e kitap okuyamıyorum ya, ille o sayfalara dokunmam lazım. Senin yorumunu da merak ettim, dur bakayım hemen :)

      Sil
  6. Sayende yine yeni bir kitap öğrendim..

    YanıtlaSil
  7. Okurken aklıma önce Amistad filmi geldi. Ardından da Kökler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acemidemirci,
      İzlemedim ben o filmleri, merak ettim şimdi.

      Sil
  8. Merhaba! :)

    İtiraf ediyorum, yazının sadece baş tarafını okuyarak yorum yazıyorum, çünkü kitabın bana sürpriz olmasını istiyorum :) Ben de birinin önerisiyle kitabı aldım, henüz okunmayı bekliyor. Şimdi burada bahsini görünce daha bir heyecanlandım :)

    Güzel günler dilerim!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Engin Ergin,
      Keyifli okumalar o zaman :)

      Sil
  9. Yazarın ve kitabın ismini ilk kez duydum. "hep mutsuz, hep yorgun ve hep acelesi var" ifadesi o kadar tanıdık ki. Ben de çoğunlukla böyle hissediyorum. Sanırım bu kitabı okumak bana iyi gelecek. Tanıtım için teşekkürler :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şule,
      Düşün yani bir asırdır değişen hiçbir şey yok.

      Sil
  10. listeye aldım okurum severim belli :)

    YanıtlaSil
  11. Ne kadar çok kitap okuyorsun, harikasın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gamze Esra Ersöz,
      çok değil yaa, az bence :)
      Yine de teşekkür ederim :)

      Sil