24 Şubat 2014 Pazartesi

Geçip Giden Zamanları Bir Yerlerde Bulsam...

Bu günlerde sıkça sorguluyorum.
Ne için yaşıyoruz?
Var olmamızdaki amaç ne?
Alıp verdiğimiz nefes, yediğimiz yemekler, içtiğimiz su ne için?
Mutlu olmak için mi yaşıyoruz?
Sevmek sevilmek için mi?
Hoşça vakitler geçirmek, gülüp eğlenmek için mi?
Ailelerimizle doyasıya vakit geçirmek için mi?
Kardeşimizle sohbet etmek, babamızın dizine başımızı koymak, annemizle dertleşmek için mi?
Eşimizle ya da sevgilimizle dilediğimiz gibi bir hayat yaşamak için mi?
Dostlarımızla istediğimiz an bir fincan kahve içmek için mi?
Şöyle dertsiz tasasız, hiçbir şey düşünmeden arkamıza yaslanıp güzel bir kitap okumak için mi?
Yazın sahil sahil dolaşıp, kışın karlı dağlarda salınmak için mi?


Bu sorulara cevabınız "EVET" değil mi?
Peki yapabiliyor muyuz sizce?
Pek çoğumuz ailelerimizi bayramdan bayrama görüyoruz, bu dünyadaki günlerimizi onlara doyamadan harcayıp gidiyoruz.
Dostlar desen her biri ayrı bir şehirde.
Yazın sahil sahil dolaşmaya, kışın da dağlara çıkmaya zamanımız olsa paramız paramız olsa zamanımız olmaz zaten.
Hiçbir zaman da rahat rahat kitap okuyamayız.
Hafta içi yorgun argın eve gidip yemek telaşına düşmekten, akabinde mutfağı toplamaktan, vakit kalırsa dinlenmekten sıra gelmez. Hafta sonu da temizlik, çamaşır, ütü, alışveriş derken zaman geçer gider.

Sabahları mutsuz mutsuz kalkıp işe gideriz, akşama kadar saçma sapan bir yığın işle uğraşırız, akşam eve gelince yemek yer kendimizi evin en rahat köşesine bırakırız. Aslında çok şeyler yapmak isteriz, ama yapamayız, hem enerjimiz yoktur, hem de lüzumsuz harcamalar yapmak istemeyiz.
Velhasıl, yukarıda sorduğum sorulardan bize kalan sevmek ve sevilmek. Onun kıymetini bilmekten başka yapacak bir şey yok...

Kim ne derse desin, en güzel yıllar çocukluk yıllarıydı. Bundan sonra da ömrümüz yeter de sağlığımız el verirse emeklilik yılları olur herhalde. Aradaki yıllar ise boşa harcanmış bir ömre tekabül eder.

Bu şarkı da benden size gelsin canlar...


NOT: Bu yazıdan sonra olayı çok da güzel özetleyen bir fıkra var sevgili Handan'ın bloğunda...okumak için tık tık

11 yorum:

  1. hep bir koşuşturmacanın içinde kaybolup gidiyoruz.. kendimiz olmayı unutuyoruz çoğu zaman sorumluluklar sırtımıza yüklendikçe!

    YanıtlaSil
  2. hiç bir vaktin boşa harcandığını düşünmeyip,iyi ki yaşanmış desek...daha çok mutlu olabiliriz sanki...güzel yazılarınızı okumaya devam edeceğim...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zaman zaman dediğiniz gibi de yapıyorum ama bazen de böyle karamsarlık çöküyor işte :(
      hoşgeldiniz bu arada, sevgiler :)

      Sil
  3. http://metebilge.blogspot.com.tr/2008/07/blog-post_08.html

    Bu fıkra geldi aklıma yazını okuyunca:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Handan...senin fıkra benim yazıyı özetlemiş, hatta yazının sonunda olsaymış süper olurmuş, dur ben yazıyı güncelleyip link ekleyeyim en iyisi :)

      Sil
  4. Burcu'm ben de sıksık sorarım bu soruyu...tabii bir cevap bulamam:( şu dünyanın haline bakıyorum da çok gereksiz bir yer...olmasaydı keşke...hiç insan denen canlı yaratılmasaydı...ama olmuşuz işte dünyaya gelmişiz:( bu dünyanın anlamını belki öldükten sonra anlayacağız..
    sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen valla Müjde abla, niye varız ki...hem dünyayı diğer tüm canlılar için yaşanmaz hale getiriyoruz, hem de yaşadığımızdan bir şey anlamıyoruz...umarım dediğin gibi olur da orada ya da burada bir yerlerde anlarız dünyanın anlamını :))

      Sil
  5. yazıyoruz sadece ya işte. bak okuyunca hemen anneme telefon edip kıkırdadım sayendeee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. deep annene kıkırdamana sevindim...anneler candır :)

      Sil