29 Kasım 2014 Cumartesi

Fİ-Azra Kohen


"Fi, yani "Altın oran", matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır.* "
Son zamanların en çok okunan ve okumayanlar tarafından da en çok  merak edilen kitabı "Fi". Okudum ve merak edenler için bir şeyler söylemek istiyorum. 
 
Öncelikle kitabı okumadan önce şunu bilin ki, bu kitap bir kişisel gelişim kitabı falan değil. Bu kitap insanın en ilkel iç güdüsü olan "güzel olanın peşinden gitme" üzerine kurgulanmış bir roman. 
 
Öyle güzel yazılmış ki, kitabın kahramanlarının yaşadığı maceraları soluksuz okurken, arka planda anlatılanlar sizi kendinizi, yaşantınızı, içinde bulunduğunuz ve bir parçası olduğunuz toplumu sorgulamaya yönlendiriyor. 
 
Kitaptaki kahramanların her birinin ayrı bir hikayesi ve ayrı bir sebebi var. Kendi varoluş sebeplerini sorgulayan veya bu sebepleri arayan, bunu yaparken de size çeşitli mesajlar veren kahramanlar. İşte bu yüzden de bir kişisel gelişim kitabı gibi algılanıyor sanırım. Ama 598 sayfalık Fi'de aşk, ihanet, ihtiras, siyaset, psikoloji, sosyoloji ve felsefe de var. Hikayeden kopmanıza izin vermeden sonuna kadar okutan ve sorgulatan bir kitap. 
 

Kitaptan birkaç alıntı:

 
"Merakımız...Potansiyelimiz merakımızdan doğuyor. Sonunda merak ettiğimiz şeylere dönüşüyoruz. Neyi, niye merak ettiğimiz, kimliğimizi oluşturuyor."

"İlham falan, bunlar ağır gelir bu küçük beyinlere, fark edilmek istiyorlar. Fark edilmiş biri tarafından fark edilmek! Varoluşlarının başka birileri tarafından onaylanmasını istiyorlar. Bunlar sadece, gündelik yaşantının kısır tohumları."

"Bir filmde izlediğimiz suni bir karakter kendi potansiyelimizden daha ilgi çekici gelebiliyordu bize. İçi boşaltılmış, gereksizleştirilmiş merakımız, kendimiz dışında her şeyin peşinden gitmeye hazırdı. Yapmamız gerektiğini düşündüğümüz, inandırıldığımız şeyleri ve yapacak başka bir işimiz olmadığı zamanlarda yapmayı seçtiğimiz şeyleri düşününce içi sıkıldı...İnsanlık boktan bir durumdaydı...Açlık, kazalar, hastalıklar ve ölümler yüzünden değil! Üzerinde çalışmak için geldiğimiz kimlik bilincimizin, bir köşeye itilip tüm anlamsız şeylerin merak edilir hale gelmesindendi. Kaybolmuştuk. Kendi dünyamızda, kendimize yabancı ve gündelik yaşantının buyurduklarına teslimdik."

"Doğruyu bilmek adına deneyimi feda etmek...Bilgi, korkak beyinlerde deneyimi öldüren bir zehir gibi yayılır, eğer sürekli bilgiye dayalı hareket etmeye önem verirsen asla özgürleşemezsin, özgürleşemezsen deneyimleyemezsin, deneyimleyemezsen değişemezsin, değişemezsen asla senleşemezsin. Ama bilgi sürekli değişir ve ancak deneyim seni güncelleyebilir."

"İnsanlar kendilerinden o kadar uzaklaşmış ki, buraya neden geldiklerinin bile farkında değiller. Hele bir de ait olmadıkları bir eğitim alsınlar, üniversitede falan...İyice kafa karışıyor. Kendileri olmadıkları için sürekli değişip başka birisi olmaya çalışıyorlar ama hayat hepimizden daha akıllı, başkası olmamıza da izin vermiyor. Sürekli şekil değiştiren yaratıklar haline geliyoruz, ta ki kendimize dönene...Ya da ölene kadar..."

"Para uğruna asıl olduğumuz kişiyi feda ediyoruz. Bizi sistemin parçası olmazsak açlıktan ölebileceğimize inandırıyorlar."

"Sürekli bir değişim özdeki kimliği yok eder, kendi farkındalığında olan bir bilinç ise, kimliğini kendi potansiyeli içinde deneyimlemek için var olur. Yani, ancak özde kim olduğunu bilen biri potansiyelini doldurabilir."

"Yetersizlik hissi insana tuhaf şeyler yaptıran hatta tuhaf şeyleri ihtiyaç olarak algılatabilen bir histi. Çoğu insan aslında özlemini çektiği şeyin zenginliğindeymiş gibi davranıyordu. Bu durum herkeste farklıydı...Herkes eksikliğini çektiği şeyi neden abartıyor...Hayat gibi diğer şeyler de dozajında güzeldi."

"Yetenek öyle bir şey ki, eğer onu bir amaca yöneltmezsen kendini kurban etmek zorunda kalabilirsin. İçinde kimseye anlatamadığın bir ıstıraba döner. Her şey , yapabildiğini fark etmenle başlar. Sonra bir anda kendi yeteneğinin kurbanı olur, sadece onu göstermek için ona hizmet ederken bulursun kendini."

"İyi şeyler tesadüfen olmuyor. Vazgeçmediğin sürece iyi bir şey için şansın var demektir."

"İnsanı yüce bir varlığın yarattığına inanıyorum, kendini keşfetsin ve kendi eşsizliğinde yücelsin diye. Bizi kendi suretinde yaratan ulu bir varlık bu belki de. Ama toplum! Bu yaradılışı körelten, kısırlaştıran, gerçekte neyin önemli olduğunu unutturan, varoluşun anlamını sabote eden bir sahtelik, o kadar! Eşsizliğimizi prototipe dönüştürmek için kurulmuş bir düzen. Uzun lafın kısası, evin, araban, bir sürü çocuğun, bankada bir sürü paran oluyor belki ama kendi kimliğini keşfetmekten çok uzakta yitip gidiyorsun. O ölen çocuklar var ya, işte onlar senin gibilerin motivasyonu. Sistem seni omurgandan onlar sayesinde yakalıyor, senin gibi milyonlarcasını. Seyrettiğiniz, dinlediğiniz haberlerdeki o acıklı ölüm, açlık hikayeleri sizi daha fazla çalışmaya motive ediyor. İçinizi acıtan her şey içinizi acıtabilsin diye yaratıldı. O çocuklar sadece içinizi acıtabilmek için, sizi korkuyla kontrol edebilmek için sistemi oluşturanlar tarafından yaratılmış ürünler. Herkes için bir ürün var senin toplumunda. Toplum kimseyi arkada bırakmaz...Seni bırakması için yalvarsan da bırakmaz toplum. Senin toplumun, dünyada yaratılmış en şeytani şey, senden burada olma nedenini alıp yaradılışını nedensiz bir boşlukmuş gibi bırakırken, sen sana faydası olduğuna inandırılmış bir şekilde ona sadakatle bağlısın, karın tokluğuna yaşayan, her an kendi gerçeğine ihanet eden bir mahkumsun."

"İnsan tehlikeli bir yaratık. Kendi mutluluğu başkasının mutsuzluğuna neden olabiliyorsa tereddüt etmeden diğerlerinin mutluluklarını, hatta hayatlarını yok sayacak kadar tehlikeli yaratıklarız biz. Mutluluk dediğin şey, nasıl mutlu olunması gerektiğiyle ilgili kafana yüklenmiş bir düşünce, aslında gerçek değil. Bir şey istersin, mutluluğunun ona bağlı olduğunu sanırsın, elde edersin, senin olur, sıkılırsın ve kurtulmak istersin. Kurtulduğunda mutlu olacağına inanırsın, kurtulursun, başka bir şeyi istemeye geçersin. Yine istersin, yine elde edersin, yine sıkılırsın, yine kurtulmak istersin...Bu mutluluk değil. Bu tüketmek. Mutluluk bir illüzyondan başka bir şey değil, sadece bir an. Yaşanmış bir anı sürekli yaşama isteği...İşte asıl bu çok hastalıklı bir düşünce. Kendini iyi hissetmenin amaç olduğu bir hayat bana, parayı bulup kendini kokaine, ekstaziye adamışları hatırlattı. Onlar sürekli mutlu, tüketebildikleri sürece. Seni neyin mutlu ettiğini bulmaya çalışarak mutlu olunmuyor, tatminsiz olunuyor malesef."

Kitap Hakkında

Fi
Azra Kohen
Destek Yayınları
598 Sayfa

*  http://tr.wikipedia.org/wiki/Alt%C4%B1n_oran

8 yorum:

  1. Burcu'm mutlaka okumam gerekli kitaplar listeme not ettim:) çok teşekkürler
    Gümüş ve Duman'ı öptüm:) ve hemen instagrama gidiyorum şöyle gözüm gönlüm açılsın
    kitap demiş ya güzel olan şeylerin peşinde koşarız :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjde ablam umarım beğenirsin :)
      Duman ve Gümüş'den sana öpücükler, benden de sevgiler :)

      Sil
  2. Tam benlik bir kitaba benziyor:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman okumalısın ve bana beğenip beğenmediğini söylemelisin :)
      Ama önce fuardan aldığın bir sürü kitabı bitirmelisin bence :))

      Sil
  3. Bir süredir adını çok duyduğum bir kitap. Alıntıları da okuyunca merak ettim, ekleyiverdim listeme.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım sen de benim gibi keyif alırsın bu kitaptan :)

      Sil
  4. Teşekkürler, o kadar güzel bir kitabı paylaşmışsınız ki, ilk işim bu hafta bu kitabı satın almak olacak kitapçıdan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdiden keyifli okumalar o zaman :)

      Sil