Ağustos Böceği İle Karıncanın Aşkı

Biz eşimle aynı kampüste çalışıyoruz. Sanırım çalışma hayatımın en sevdiğim tarafı bu. Öğle aralarında birlikte yemek yiyoruz, yemek sonrası kampüste yürüyüş yapabiliyoruz. Bazen birlikte küçük kahve molaları bile verebiliyoruz. 
Dün yine yemek sonrası yürüyüş yapıyoruz kampüste. Önümüzdeki hafta bahar şenlikleri olduğundan şenlik alanında çalışmalar var, ses sistemleri falan getiriliyor bir yerlerden, tatlı bir telaş var yani buralarda. Şenlikte de ilk gün Duman, son gün Ezginin Günlüğü konserleri var :)

Konuşurken Gözüme Bak

Malumunuz yaz geldi geliyor...
Güneş yüzünü iyice gösterdi...
Bir sıcak basması, bir bunalmalar, bir afralar tafralar...
Çarşıda pazarda acele acele halledilen işler, kendini serin gölgelik bir yerlere atma çabaları...
Elde yarım litrelik su şişeleriyle gezmeler...
Toplu taşıma araçlarına binmekten nefret eder hale gelmeler...
Klimalar, vantilatörler yüzünden şişen faturalar...
Sabahın köründe kalkıp işe gitmek zorunda olan insanları düşünmeden sabahlara kadar balkonlarda oturup çen çen çene çalmalar...
Çok yakında...
Bu liste böyle daha uzar gider de...

Hafta Sonları Ne Kadar Çabuk Geçiyor Değil mi?

Bütün hafta uykusuzluk çektiğim için cumartesi doya doya uyuma hayallerim vardı benim, ama evde iki adet kurulum gerektirmeyen çalar saat olduğunu unutmuşum. Sağolsun kızlar cumartesi demediler, pazar demediler, anne babamız biraz uyusun dinlensin demediler, bizi yataktan çıkarmayı başarana kadar kapının önünde mıyıkladılar da mıyıkladılar. Sabahın 7 buçuğunda bizi ayağa diktiler. Hayır kalktık da ne oldu?
Tek dertleri bizi uyandırmakmış meğer, bizi uyandırıp normal hayatlarına geri döndüler...
Ama kendileri bütün gün uyudular, kedi değiller mi?

Güzellik Anlayışı

Uzun bir süredir bir tek diziyi izlemek dışında televizyonun yanından bile geçmiyorum. Kendisiyle küsüm. Küslüğümün nedeni de sadece gereksiz, boş ve zaman kaybı olan yayınları yüzünden değil. Küsüm çünkü istisnasız her dizisinde, her programında, her reklamında boy gösteren insanların gerçek dışı olması.
Arkadaş hepiniz mi güzellik yarışmasından fırladınız, hepiniz mi spor salonlarından yuvarlandınız?
Bizim yurdum insanlarımız nerede?

Verdiğimiz Rahatsızlıktan Ötürü...

Ben çok tez canlı bir insanın, aklıma bir fikir geldi mi hemen uygularım, sonra da pişman olabilirim.
Nitekim yine öyle bir şey oldu, kitap fuarında geçirdiğim ve aldığım kitapların da gazına gelerek bir kitap blogu açtım bildiğiniz üzere. Sonra düşündüm ve ne kadar gereksiz bir iş yaptığımı fark ettim. 
Sokak Kedisi Bob'un üstüne iki kısa öykü kitabı daha okudum ve anladım ki okuduğum her kitabı bloga yazacak hevesim yok. Bir kitabı blogumda yazmak için beni gerçekten etkilemesi ve yazmaya, anlatmaya değer olması gerekiyor, aksi taktirde hiçbir şey ifade etmiyor. Kendimden bir şey katamadığım zaman sevimsiz ve sıradan olacak biliyorum. Sırf yazmış olmak için yazmayacağım. O yüzden İki Kedi Bir Kitap macerama nokta koyuyorum, böylece siz sevgili arkadaşlarımı da iki blog arasında git gel yapmaktan kurtaracağım :)
Kabul ediyorum saçmaydı, ama ne demişler zararın neresinden dönersen kardır...