bebeğimle evdeyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebeğimle evdeyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bazı Kararlar



Merhaba,
Umarım hepimiz için güzel bir hafta olur. Havalar her ne kadar çok da iç açıcı olmasa da biz modumuzu düşürmeyelim. Her şeye rağmen yaşamak çok güzel. Hayat kısa, tadını çıkaralım. Sevelim, sevilelim, bol bol gülelim :)

Dün eşimle bazı kararlar aldık. Belki çoğu insanın zaten yaptığı şeylerdir ama biz kendimizi hayatın koşturmacasına öyle kaptırmışız ki, yaptığımız hatanın farkında bile değildik. Şöyle ki, aynı evin içinde birbirimizi özler olduk. Ben sabahtan akşama kadar Efe ile ilgilenmekten yoruluyorum, eşim de iş yerindeki yoğunluktan çok yoruluyor. Haliyle akşam olunca pestilimiz çıkmış halde tv karşısında yayılıp kalıyoruz. Garibim Efe de kendi kendine oynamak zorunda kalıyor. Çok sıkılırsa ya da başka bir problemi olursa mızıklıyor ve biz de o zamanlar sırayla ilgileniyoruz. Onun dışında bir gözümüz tv de bir gözümüz cep telefonlarında, saçma sapan hallerdeyiz. Doğru düzgün ne sohbet var ne muhabbet. Efe uyur uyumaz zaten biz de uyuyoruz. Al sana en kalitesizinden ailecek geçirilememiş zaman.

Baktık ki işler pek iyi gitmiyor, bu gidişe bir son vermeye karar verdik. Ve yukarıda da söylediğim gibi bazı kararlar aldık. Bundan sonra akşamları tv açılmayacak, telefonlar sadece acil çağrılar için kullanılacak, birlikte oyunlar oynanacak, kısacası ailecek "kaliteli zaman" geçirilecek. Bakalım başarabilecek miyiz?

Şu "kaliteli zaman" meselesi de ayrı bir konu, onu da sonra konuşuruz artık.

Şimdilik bu kadar, Efe uyandı, gitmem lazım :)

Çalışmıyorum Ulen!


Merhaba,
Başlıktan da anlaşılacağı üzere bugünkü konumuz "çalışmamak". Yani anne olduktan sonra çalışmamak, evde oturup çocuk bakmak.

Çalışan anneler lütfen yanlış anlamasın beni. Sonuçta bu tercih meselesi olduğu kadar biraz da imkan meselesi. İhtiyacı olduğu için bebeğini bırakıp çalışmak zorunda olan annelere saygım sonsuz. Neyse, kim neden çalışır, neden çalışmaz orası beni ilgilendirmez. Ben size kendi derdimi anlatayım.

Efe doğmadan önce İzmir'de yaşıyorduk ve orada özel bir firmada çalışıyordum. Doğum izniyle birlikte Ankara'ya taşındık ve haliyle doğum iznimin bitişinde işe geri dönmedim, zira çalıştığım firmanın Ankara'da bir şubesi falan yoktu. Olsaydı da dönmezdim, orası ayrı mesele.

Ben bir çocuğun belli bir yaşa gelene kadar en çok annesine ihtiyaç duyduğuna ve bir çocuğun gelişiminde en çok annesinin rolü olduğuna inanıyorum. Bir çocuk sabah gözlerini açtığında yanında annesini görmeli, karnını annesi doyurmalı, diğer ihtiyaçlarını annesi gidermeli, annesiyle birlikte oyunlar oynamalı, şarkılar söylemeli, dışarıya çıkıp gezmeli, annesiyle öğrenmeli, ihtiyaç duyduğu her yerde ve her şeyde kafasını çevirip baktığında annesini yanında bulmalı, varlığını hissetmeli.

Bence bir çocuğun dünyada öğrendiği ve ihtiyaç duyduğu ilk duygu "güven duygusu". Bebekken karnını doyuran, altını değiştiren, gazını çıkaran ve bunları sürekli bir döngü içinde gerçekleştiren kişiye zamanla alışır ve güvenir. Bilir ki ihtiyacı olduğunda o kişi gerekeni yapar. Biraz büyüdüğünde onunla oynayan, ona ninniler söyleyen, ona kitap okuyan, masallar anlatan, onunla birlikte garip sesler çıkartıp gülen kişiye daha da bağlanır. Uyurken en son gördüğü kişi ile uyandığında ilk gördüğü kişinin aynı olması bence çok önemlidir ve bu kişi anne olmalıdır. Tabi ki annenin desteğe ihtiyacı vardır, tabi ki anne bütün bunları 7 gün 24 saat durmaksızın yapamaz. İllaki nefes almasını, mola vermesini sağlayacak birilerinin varlığına ihtiyaç duyar. Bu kişi de çoğu zaman baba, ara sıra aile büyükleri, bazen de arkadaşlardır. Ama bir bebek öncelikle annesiyle olmalıdır. 

Düşünsenize, gece uyurken en son annesinin kucağında olan bir çocuk sabah gözlerini açtığında başka birini buluyor karşısında ve akşama kadar annesini göremiyor. Küçücük bir çocuğun dünyasında ne kadar korkunç bir şey. Akşam annesi geldiğinde tam sevinip mutlu oluyor, neşeyle oynuyor, huzurla uykuya dalıyor, sabah yine aynı travma. Ve yaklaşım şu, çocuktur unutur, çocuktur alışır. Peki ya bilinçaltı? İleride nasıl bir psikolojisi olacak, ne gibi sorunlar yaşayacak bilebilir miyiz? Bir çocuğun bize en çok ihtiyacı olan dönemde yanında olmayacaksak, onun sorumluluğunu üstlenmeyeceksek, fiziksel ve psikolojik gelişimini desteklemeyeceksek onu neden dünyaya getiriyoruz? Dünyaya gelen büyür gider mantığıyla yaşamak bence çok da mantıklı değil.




Bir de anne açısından bakalım olaya. Bir anne 9 ay karnında taşıyıp dünyaya getirdiği bir canlıyı kendisine muhtaç olduğu bir dönemde nasıl bırakıp işe gidebilir. Hadi gitti diyelim, aklı sürekli yavrusunda olmaz mı? Acaba şimdi ne yapıyor? Yemeğini yedi mi? Huzurlu mu?
Kendi adıma söylüyorum, ben Efe'nin sabahları uyanışını görmeyeceksem, ona kendi ellerimle kahvaltı hazırlayıp yedirmeyeceksem, onunla oyunlar oynayıp öğlenleri ona sarılıp şekerleme yapmayacaksam, emeklediği ilk anı ben görmeyeceksem, çıkan her yeni dişinde ilk ben sevinmeyeceksem, yeni bir meyveyle ben tanıştırmayacaksam onu, bütün gün ağzından çıkanları duymayacaksam, gülmesine de ağlamasına da ben şahit olmayacaksam neden bu dünyaya gelmesine vesile oldum? Bir daha asla 9 aylık olmayacak, bir daha asla 1,2,3,4,5 yaşında olmayacak, her gün bir öncekinden farklı olacak, giden günler geri gelmeyecek. O yüzden ben bu sevimli yaratığın hiçbir anını kaçırmak istemiyorum, kusura bakmasın iş dünyası :)


Çok mu zenginiz, ihtiyacımız mı yok benim çalışmama? Tabi ki hayır. 4 yıldır eşimle benim öğrenim kredilerimizi ödüyoruz. Evlenirken eşyalarımızı kendimiz aldık, evimiz yok, kiracıyız, arabamız yok, yayayız. Varsın bilmem ne marka bilmem neyimiz olmasın. Yeter ki mutlu, huzurlu olalım. Yeter ki ruh ve beden sağlığı yerinde bir çocuk yetiştirelim. Yeter ki sevelim, sevilelim. 
Uzun lafın kısası; ÇALIŞMIYORUM. BENİM İŞİM GÜCÜM ÇOCUĞUM. O KAA :))

NOT: Kitaplar Pedagog Adem Güneş'in "Annelik Sanatı" ve "Güvenli Bağlanma" isimli kitapları. Tavsiye ederim.