3 Mart 2015 Salı

Elma Sorunsalı!

Bir Amasya'lı olarak, en sevdiğin meyve ne diye sorsanız kesinlikle elma derim. Hatta eşim de ara sıra beni elma yanak diye sever. Elmayla bağımız kuvvetlidir yani. Özellikle de hamilelikle birlikte gelen mide sorunlarımda beni en rahatlatan yiyecektir kendisi. Sarı olur, kırmızı olur, Amasya olur, hiç fark etmez. Evde her daim elma bulunmalıdır. İşe gelirken de mutlaka çantama atar, ara öğün yaparım kendisini. Gerçi benim bu sıralar analar aralar baya karıştı ve fazlalaştı ama olsun. Hayatımın bir daha hiçbir döneminde vicdan azabı çekmeden kilo alamayacağım nasıl olsa. (Yine de abartmamakta fayda var :)


Eee bize ne senin elma sevdandan demeyin, zira biraz sonra anlatacaklarım sizi de ilgilendiriyor. Gerçi birçoğunuzun konudan haberdar olduğundan eminim ama olsun anlatmak boynumun borcu :)

Dün akşam işten eve dönerken yolumun üstündeki manavdan biraz sarı biraz da kırmızı elma aldım. Öyle güzellerdi ki, resmen oracıkta hapur hupur yiyesim geldi, ama yemedim tabi ki. Eve geldim, elmaları dolaba attım, yemek yaptım derken eşim geldi, yemekti, kahveydi, dondurmaydı derken elmalara sıra gelmedi. Ben genelde sabah kolaylık olsun diye iş yerine götüreceğimiz meyveleri falan akşamdan yıkar, kurular, poşetler dolaba atarım. Sabaha da sadece çantaya atmak kalır. Dün yine öyle yapıyordum. Yatmadan önce mutfakta elma yıkıyordum. Eşim geldi. 
"Şunlara bak ya, kötü cadının pamuk prensese verdiği elma gibiler." dedim.
"Hakikaten çok güzellermiş, parafinli olmasınlar?" dedi.
İhtimal vermedim, sonuçta bizim mahallenin kıytırık manavından almıştım, ama yine de ne olur ne olmaz diye de bıçakla bir kazıyayım dedim ve ne göreyim? Hatır hatır parafin çıkmasın mı elmalardan. Daha önce aldığım elmalarda tırnağımla kazımaya çalışmıştım ama parafin falan çıkmamıştı. Bunlarda da denedim, yine çıkmadı ama bıçakla kazıyınca çıktı. Üstelik çıktıkça çıktı yani. Bu durumda ben daha önce ayıla bayıla yemişim bu parafinli elmaları da haberim yokmuş. 

Ben kazımadan önce daha güzel görünüyordu, ama kazıdığım için üstü çizik dolu.

Üzerindeki beyazlıklar kazınmış parafin.

Bıçağın ucunda da parafinleri görüyorsunuzdur eminim.


Eee dedim, ne olacak şimdi? Elma yemeyecek miyiz? Kabuklarını soyup yiyeceğiz. Ama ben elmanın en çok kabuğunu severim, hem vitamini de kabuğunda değil miydi elmanın? Oooof of beni bir mutsuzluk aldı ki sormayın. Ben bu parafinli meyveler sadece sosyetik manavlarda var sanıyordum, ne kadar da safmışım.

Bu parafin ne ola ki diyorsanız biraz araştırmanızı tavsiye ederim. Ben sadece şu kadarını söyleyeyim, parafin meyve sebzelerin raf ömrünü uzatmak için kullanılan bir madde. Üstelik yıkamakla falan da çıkmıyor. Sirkeli, limonlu bilmem neli sularla yıkamak da ancak yüzeysel çözümlermiş, tamamen çıkarmıyormuş yani. 

Önceden sebze meyve alırken üstünde minicik bir hasar dahi olsun istemezdim. Şimdi gidip nerde çürük meyve sebze varsa onları alacağım herhalde. Siz siz olun parlak, kanlı canlı elmaları alırken 10 kere düşünün. Ben ettim siz etmeyin!

12 yorum:

  1. Ah be Burcu neler yiyoruz bilmeden :( Şu hale bak üzerindeki parafine bu daha yüzeyindeki ya işleyen, içinde kullanılanlar ya daha dalındayken sıkılan ilaçlar ah ah nasıl yaşıyoruz bilmem hala.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma Hamiyet sorma, hiçbir şeyi gönül rahatlığıyla içimize sine sine yiyemiyoruz valla! En sonunda gidip köye yerleşicem, bi tane küçük bahçe, üç beş de tavuk, oooh mis :)

      Sil
  2. Yumurtadan süte, elmadan domatese, hatta hatta marula maydanoza kadar bütün gıdalarda doğalı bulabilmek o kadar zor ki artık. Babamın bahçesinden topladığım marulu maydanozu rokayı gördükten sonra, pazardakiler gerçekten acayip geliyor gözüme. Artık doğal beslenmek zor ve pahalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben senin yerinde olsa her hafta sonu pazar yerine babamın çiftliğine giderdim :)
      Kesinlikle doğal beslenmek çok zor, pahalısını geçtim, zor yani, cidden zor. Şimdi marketlerde bile her şey doğal diye satılıyor, duy da inanma. Pakete girmiş bir şey nasıl doğal olabilir arkadaş. Ölek mi biz ne yapak :(

      Sil
  3. Of yaa:( sorma ben de elmayı çok severim, mahalledeki marketten aldığım elmalar tuhaf kimyasal madde kokuyordu!!! Geri götürdüm adam demez mi "bunları GAZLIYORLAR!" o gün bugün elmaya hasret kaldım! Parafin ! Zehirli yani elmalar! Valla bu yüzden portakala başladım ben. İnşallah onda bilmediğim bir şey yoktur:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artık bütün meyve ve sebzelere şüpheyle bakıyorum valla Müjde abla. Portakal benim de vazgeçilmezim, ama ondan da şüpheliyim. Ama onda parafin varsa bile en azından kabuğuyla yenmediği için şanslı sayılırız. Bu arada sizin mahalledeki market de dürüstmüş en azından, saklamamış :)

      Sil
  4. hahah romantizmin böylesiii;
    "elma yanaklım"
    :)

    YanıtlaSil
  5. artık organik meyve ve sebze bulmak cidden çok zor..
    yabancılar içinde kurt çıkan elmaları alırlarmış bizde öylelerini alalım ya da almaya çalışalım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancılara katılıyorum. Bundan sonra nerde çürük çarık varsa onları alıcam valla :)

      Sil
  6. Sırf bu nedenle elmaların kabuklarını soyup yemeye çalışıyorum artık ben de. Ben de şuan büyük yeşil, ekşi elmaları gözümü kapatıp erik niyetine yediğim için elmalarla pek haşır neşir oldum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay o yeşil ve ekşi elmalaaaar :)) Hamilelikten önce yiyemezdim onları çok ekşi gelirdi, şimdi hapur hupur gidiyor valla :) Ve kabuklarını yiyemediğim için çok mutsuzum, boşuna yiyormuşum gibi geliyor :(

      Sil